Uzay

Zamanda Yolculuk Mümkün mü?

Zaman yolculuğu insanlığın hep bir hayali olmuştur. Filmlere, dizilere ve kitaplara konu olan bu teorinin mümkünatı tabii ki de tartışma konusu. Zaman yolculuğunun bu kadar istenmesi insanlığın yaptığı hataları değiştirme isteğinden doğuyor diye tahmin ediyorum. Büyük hataları engelleyip “Eğer o hata olmasaydı ne olurdu?” sorusuna cevap isterler. Bunun yanında bir kısmı da geçmişi (veya geleceği) merak ettiğinden dolayı isterler. İnsanların bir kısmı “Zamanda yolculuk edilebilir ancak tarih değiştirilemez.” derken bir kısmı da zaman yolculuğunun mümkün olmadığını savunuyor. Diğer bir kısım ise mümkün olduğunu söylüyor.

Bu konuya girmeden önce zamanın ne olduğunu anlamamız gerekiyor. İçerisinde yaşadığımız dünya zaman dilimi biz insanların ortaya koymuş olduğu bir zaman dilimidir ve evrensel anlamda hiçbir geçerliliği yoktur. Bu zaman dilimi bile dünyanın farklı yerlerinde değişkenlik gösterir. Gökdelenin en üst katıyla en alt katındaki kimseler arasında da zamansal fark vardır. Bu farklar çok küçük olduğundan hissedilemiyor ve anlaşılamıyor.

Dünyanın etrafında ray sistemi ile ışık hızıyla dünyanın etrafını turlayacak bir yapı kurup dünyanın etrafını dönmeye başlarsak saniyede 7 kere dünyanın etrafını döneriz. Bu varsayımsal trenin içinde 100 kişi olduğunu ve tren içindeki zamana göre 2 hafta yolculuk yaptığını varsayarsak yolcular dışarı çıktıklarında 200 yıl geçmiş olduklarını göreceklerdir.

Uzaydaki her uyduda da zamanın farklı ilerlediği biliniyor. Her uzay aracının içinde sezyum atom saati bulunur. Atomların titreşim frekansı ile zamanı belirleyen bu saatler hatasız çalışır. Bu atom saatleri kontrol edildiğinde aralarında fark görülmektedir. Ancak bu farklar saniyenin milyonda biri kadar küçük farklardır.

Samanyolu galaksisi gibi binlerce galaksiyi barındıran uzay 3 boyutludur. 3 boyut genişlik, uzunluk ve yükseklik olarak tanımlanır. Zaman ise 4. boyuttur. 4. boyut yön kavramı ile tanımlanır ve bu yön her zaman ileriye doğrudur. 3. ve 4. boyut birleşmesinden uzay-zaman ve uzayın bükülebilir olması ortaya çıkar. Kozmoloji 101 yazımda bundan fazlaca bahsettim.

Evrende bildiğimiz en çok kütleye ve kütle çekime sahip cisim kara deliktir. Teknoloji olarak gelişip uzayda rahatlıkla yolculuk yapabildiğimizi düşünelim. Uzay gemisiyle kara deliğin olay ufkunun yakınına gelip içine girmeden etrafında dönersek zaman bizim için yavaşlar. Bu yavaşlama oranı tam olarak bilinmemesine karşın bu yavaşlama oranı kara deliğe ve onun kütlesine bağlı olduğunu biliniyor. Kara deliğin içine girildiğinde zaman yolculuğunun mümkün olduğunu söyleyen birçok fizikçi ve araştırmacı vardır. Teoriye göre kara delikler başka zamana açılan geçiş kapılarıdır ve kara deliklerin içinde binlerce, milyonlarca girdap vardır. Bu girdapların her birinin başka zamana götürdüğü söyleniyor.

Solucan delikleri elma ile elma kurdunun ilişkisinden alır. Elmanın diğer tarafına geçmek isteyen kurt, elmanın etrafını dolaşmak yerine elmayı kemirerek kendine kestirme yol açar. Solucan delikleri evren arasındaki uzun mesafeleri çok kısa zamanda aşmamıza yarayan bir teoridir.

Dünyamızın yanında bir solucan deliği açtığımızı varsayalım. Diğer ucu ise başka bir galaksiye açılıyor. Teoriye göre diğer galaksideki ucunu alıp dünyaya açtığımız solucan deliğinin hemen yanına getirerek U harfi şeklini vermemiz gerekmektedir. Solucan deliğinden çıkış kısmında ışık hızında hareket etmemiz halinde zaman yolculuğunun mümkün olduğunu söyleniyor.

Bu teorilerden birini gerçekleştirip zamanda yolculuk yaptığımızı varsayalım. Burada karşımıza birçok paradoks çıkıyor. Bu paradokslara bir değinelim.

En bilinen paradoks Büyük baba paradoksudur. Bu paradoksa göre geçmişe gidip dedemi öldürürsem ben hiç doğmamış olurum. Ancak dedem ölüp ben var olmazsam asla geçmişe gidip dedemi öldüremem. Dedem ölmediği için ben doğmuş olmam gerekir.

Diğer bir paradoks Bootstrap paradoksudur. Bir bilim adamının karşısına kendi gelecekteki hali çıkar, ona gelecekte zaman makinesini bulduğunu söyler, nasıl yapılacağını anlatır, şemaları bırakır ve gider. Bunun üzerine bilim adamı makineyi yapmaya başlar, bittiğinde geçmişe gidip kendi geçmişteki haline zaman makinesinin şemasını teslim eder. Döngü bu şekilde sürüp gider, fakat sorun şudur: zaman makinesini ilk kim bulmuştur?

Bu konu üzerine çalışma yapan araştırmacılar bu olayların olabileceğini ve bu paradoksların döngü içinde devam edeceğini savunurlar. Burada da kelebek etkisi teorisi ortaya çıkar. Kelebek etkisi geçmişte yapılan her değişikliğin yeni bir paralel evren oluşturduğu iddia edilir. Geçmişteki en ufak bir değişiklik bile geleceği değiştirir.

Zaman kaymalarına da değinmem gerekiyor. Gezegenimizin belli gölgelerinde belli zamanlarda beliren ve dünyanın manyetik alanını etkileyen bu olaya zaman bükülmesi denir. Neden ve nasıl olduğu bilinmiyor. Zaman kayması nedeniyle geçmişten veya gelecekten günümüze gelen birçok insan olduğu söyleniyor. Muhtemelen karşınıza çıkmıştır. Taured’den gelen adam, John Titor, Rudolph Fentz en bilinen olaylardır.

Şu anki dünyanın teknolojisi ile zamanda yolculuk yapmak mümkün değildir. Ancak teknolojinin ilerlemesi ve öğreneceklerimizle birlikte eninde sonunda zaman yolculuğu yapılacaktır. Olmadı bir kara deliğin yakınına uzay aracıyla gider, dünyaya göre olan zamanımızı yavaşlatıp dünyaya geri dönerek zaman yolculuğu yapmış oluruz.

Film ve dizi tavsiyesi yapmazsam olmaz. Predestination paradoks konulu her izlediğinizde yeni bir şey fark edeceğiniz ve eminim ki asla ilk izlediğinizde tam kavrayamayacağınız bir film. Dark da son zamanların en popüler zaman yolculuğu dizilerinden. 12 Monkeys tüm sezonları birleştiğinde mükemmel bir paradoksu oluşturan sevdiğim dizilerden biri. Her yapımın zaman yolculuğu mantığı ve ele aldığı teoriler farklılık gösterebilir. Bu konuyu daha hızlı kavramanızı mı yoksa kafanızı karıştırmanızı mı sağlar bilmem. Eğer ilginiz varsa ve buraya kadar okuduysanız izlemenizi ve biraz da olsa düşünmenizi tavsiye ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir