Sorgulama

Korona Virüs Bizi Neye Hazırlıyor?

Bir anlığına durun. Kendinize kulak verin. Olayların etrafınızdan geçmesine izin vermeyip gözlemleyin. Ne durumdayız? Gündemi anlatmama gerek yok. ” Yarına hayatta kalabilir miyiz? Aileme bir şey olur mu?” gibi soruların oluşturduğu stresi siz de dahil dünyadaki büyük bir çoğunluk insan hissediyor. İstemsiz olarak strese giriliyor. Bundan önceki virüs haberleri küçük çaplıydı. En yakın ve en net hatırlayabildiğim virüs haberi ebolaydı. Hiç bana bulaşacak mı diye düşünmemiştim. Çünkü yayılmamıştı kontrol altındaydı. Korona virüsü değil ama. O kadar bilgi kirliliğinin arasında gerçek hayatımıza odaklanmak da iyice zorlaştı. Aşı bulundu mu bulunacak mı, Almanya aşıyı bulmuş, Kanada testlere başlamış, aşının çıkmasına 1,5 yıl var, şöyle yapın ki virüsten korunun gibi bir sürü haber karşımıza çıkıyor. Bunca önleme rağmen virüs ilerlemeye devam ediyor. Korkarım ki daha da edecek.

Son 100 yıldır korona virüsü gibi bir sürü virüsle karşılaştık. Veba, İspanyol gribi, Kolera salgını, Asya gribi, Rus gribi, Ebola, Sars en son da korona virüs. Bu salgınlar bir şekilde son buldu. Ancak tabii ki de çoğu kişinin canını aldı. Korona virüsü de eninde sonunda bunlar gibi ya yok olacak ya da yok edilecek. Bu virüsler her ne kadar doğal şekilde ortaya çıkmış gibi gözükseler de korona virüsü üzerinde gördüğümüz komplo teorilerinin çoğu bu virüsün laboratuvar ortamında hazırlandığına dairdir. Birkaç filmde dizide çizgi romanda korona virüsün bize daha önceden gösterildiğine dair iddialar da mevcut. Biraz araştırmayla buna dair görseller veya videolar bulabilirsiniz.

Komplo teorilerinden devam edicem. Bu virüsün bize yani insanlığa bu kadar zarar vereceği ortada olmasına rağmen bunun ortaya çıkarılması kim neden istedi? Belli bir açıdan bakacak olursak eğer birisi bunu bilerek ortaya çıkardıysa bu büyük bir güç gösterisi ve rest oluyor. Sadece basit bir virüsle bile tüm dünyayı ekonomi, siyasi, ticari açıdan etkilediler. Belki de bu virüs bir deneydir ve bizi belli bir duruma alıştırmak için var olabilir.

Bazı komplo teorisyenlerine göre 2025’te dünyada büyük bir teknolojik sıçrama olacak ve bu durum ise buna bir tür hazırlık. Bu virüs ilk çıktığında 60 yaş üzerindeki kişilere büyük bir sıkıntı yaşattı. En büyük tehlike 60 yaş üzerindeki ve bazı kronik hastalıklara sahip olanlar üzerinde olduğu biliniyor. Çünkü 60 yaş üzeri ve kronik hastalığa sahip olan insanların kurulacak olan “Yeni Dünya Düzeninde” yeri olmadığı gösterildi. 60 yaşının üzerindeki insanları etkilemesinin nedeni teknolojiye ayak uyduranlarla ayak uyduramayan kişilerin bağını kopartmak olarak ileri sürülüyor. Biz kültürel olarak büyüklerimize ve yaşlılarına önem veren ve bağlı olan bir milletiz. Yaşlılarımız ise eski kültür ve geleneğe en yakın nesildir. Yaşlılara olan bağımız sayesinde yaşlılarımız torunlarına bu eski bilgileri istemsiz aktarırlar. Yeni dünya düzenini kurmak isteyenler bunu istememekte ve eski kültürü yok etmek istemektedirler.

Virüs sonrası mecburi eve kapanan bizler fazladan güvenlik için internet üzerinden sipariş vermeye başladık. Bunun ne kadar arttığını belirtmem gerekirse Amazon’un kurucusunun serveti bir günde 13 milyar dolar arttı haberlerini size hatırlatırım. Bunun dışında alışverişler online para üzerinden yapılıyor ve kullanımı her geçen gün artıyor. Bitcoin onlardan biri. Aldığımız ürünler dronelar tarafından getirilecek deniyor. Yurtdışında bu çoktan yapılmaya başlandı ancak böyle bir dönemde drone aracılığı ile siparişlerin gelmesi herkesin isteyeceği bir şey. Virüs taşıyıcısı olma ihtimali olmayan elektronik bir alet evinize geliyor. Bunda kimse bir sıkıntı görmez. Bu durum gitgide artacak ve insanlara robotsuz, yapay zekasız asla olmaz algısı aşılanacak. Bu algılara karşı çıkmamızın maalesef ki imkansıza yakın olduğunu söylemeliyim. Çünkü nereden ne zaman geleceğini bilmiyoruz. Geldiğinde ise hayatın bir parçasıymış gibi görünüyor. Bu da algıya yenilmemize sebep oluyor. Gelecek nesile de bu algı aşılanacağından robotsuz ve yapay zekasız işlerini halledemez hale gelecekler. Yani muhtaç olacaklar.

Bu dönemde bir de online eğitim başladı. Bir süre sonra belki de insanlar ne gerek var okula gitmeye elimin altında istediğim zaman istediğim şekilde öğrenebileceğim bir fırsat var diyebilirler. Bu uzaktan eğitimde denetimin nasıl olacağı bilinmez belki de bizleri istedikleri algıya iyice bu şekilde sokacaklar diye iddia ediliyor.

Pandemi ilk başladığında ilk konuşulan şeylerden biri paranın bu virüsü yayma şekillerinden en yaygın olduğuydu. Bu yüzden çoğu yer kredi kartıyla mümkünse temassız şekilde alışveriş yapılmasını istedi. Kağıt para belki de ileride tedavülden kaldırılacak ve tamamen online para kullanılacak. Burada diğer bir teori devreye giriyor. Çiplenme…

Açıkçası karşıma sosyal medyada çokça bu haber çıktı. Günümüzde Amerika başta olmak üzere dünyanın her yerinden 150 000 insanın çip taktırdığı biliniyor. Hepsi de gönüllü olarak. Çip ise bizi denetlemenin en kolay yolu olacak. Bizleri ne zaman nerede olduğumuzu bilecekler. Herhangi bir suç durumu bu sayede engellenebilir. Ancak çipleri kontrol edenler bunu kendi lehine de kullanabilir. Çipler bizleri denetlemek için öldürme seçeneğine de sahip olabilir. Bunlar uçuk gibi gelebilir ama devletler her zaman insanları kolaylıkla denetlemek istemişlerdir. Denetlemek zorundalar ki zaten bu yüzden kanunlar var. Çünkü denetim olmazsa kaos olur.

Peki herkesin çip takması nasıl sağlanacak? İstemeyenler illa çıkacak. Gönüllü çip taktıran kişilere bakacak olursak çipin onlar için yüksek statü sağladığı ve günümüz ağzıyla “havalı” olduğu için taktırdıklarını görüyoruz. Muhtemelen buna dair bir algı oluşacak. Çip taktırmayan insanlar aşağılanacak, küçük görülecek. Düşük kalmak istemeyenleri de bu algı çip taktırmaya götürecek. Ancak bununla kalmazlar. Algı yeterli olmayacak ve tahmini olarak bizi bir tür tehditle karşı karşıya bırakacaklar. Bu tehditin çözümü ise çip olacak. Tabii sadece iddialar bu şekilde.

Çinde bir doktor ikizlerin DNA’sını değiştirerek HIV virüsüne bağışıklı hale getirdiği iddiaları çıkmıştı. Yasak olsa da bunu yapan doktor ceza alsa da bunu gizli şekilde yapmış ya da yapacak olan kişiler olmayacak mı? Buradaki amaç hastalıklara karşı bağışıklı bir üst nesil ortaya çıkarmak.

2025’deki teknoloji sıçramasına dönelim. Bu anlattıklarıma da dayanarak söylenebilir ki insansı tüm faaliyetler gayet de durabilir. Yapay zeka tüm insani faaliyetlerin yerini alabilir. Aklın inşaası, bilincin kopyalanması, klonların oluşturulmuş anılar ve gerçeklikle yaşamına izin verilmesi de mümkün olabilir hatta bana kalırsa gayet de mümkün. Buna dair film ve diziler de var. Bilincin kopyalanması Altered Carbon dizisinin temel konusudur. Klon ise The Island filminin konusudur. İkisini de izlemenizi tavsiye ederim ben izlerken zevk almıştım. Bunların bir sonraki aşaması üstün insan oluşturulmasıdır.

Elon Musk’ın girişimlerinden biri olan Neuralink temel olarak insan beyninin bilgisayara, internete bağlanmasıdır. Bu sayede insanlar istediği zaman internete ulaşabilecek hatta yabancı dilleri bile bu sayede anlayıp konuşabilecek. Dilcilerin bunu ilk duyduğunda üzüldüğünü ve Elon Musk’ a nefret duyduklarını görmüştüm. Ama maalesef ki gelişim kaçınılmaz. Neuralink’in bir ileri seviyesi olarak zihnin bilgisayara kopyalanması veya aktarılması mümkün olabilir. Hatta Cyborg dediğimiz insan tanımı da ortaya çıkabilir.

İstedikleri eğitimi vererek öğrettikleri, hastalıkların olmadığı, insanların hiçbir zaman baş kaldırmayacağı kaldıramayacağı, eve kapatılan bir nesil ortaya çıkacak. İnsanlar hayatlarını hep evde mi geçirecekler? Hayır. Surrogates (Suretler) filminin konusu tam olarak budur. Teknoloji çok gelişmiştir ve insanlar artık kendi vücutlarıyla yaşamak yerine kontrol ettikleri suret denilen insan görünümlü robotları kullanıyorlar. Cazip geliyor çünkü gerçek hayatın acısı veya ölüm korkusu artık kullananlar için geçerli olmuyor.

Bunun dışında bir ihtimal olarak yapay gerçeklik de olabilir. Ready Player One filminin de konusu budur. Yeter artık film tavsiyesi verme diyebilirsiniz. Amacım tavsiye vermek değil bu olayların zihnimize çoktandır yerleşmiş olduğunu göstermek. Bu filmlerle bu gibi olaylar zihnimizde yer ediyor ve eğer ileride gerçekleşicekse bunun kabulü çok daha kolay oluyor.

Size komplo teorilerini açıkladım. Buna inanın demiyorum sadece amacım sizin düşünmenizi sağlamak. Düşünün, sorgulayın ve fikir edinin. Fikir ise size ait olsun. Zihniniz özgür olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir