Uzay

Fiziğin Hilesi Warp Teknolojisi Nedir?

Daha Mars’a bile insan gönderememiş olan insanoğlu bir nevi boyundan büyük bir işe girişerek başka Güneş sistemlerine gitmeyi kafasına koydu. Her geçen zamanda teknolojimiz daha da gelişse de Mars gibi Güneş sistemimizin içinde bulunan bir gezegene bile ulaşmamış olmak teknolojimizin hala ne denli gelişmemiş olduğunun bir göstergesi.

“Kozmoloji 101” yazımda bahsettiğim evrendeki üst sınırın ışık hızı olduğu ve hiçbir şekilde geçilemeyeceği söylenmekte. Işık hızında yolculuk edebilsek bile evreni keşfedemeyeceğimizi söylemeliyim. Işık hızı saniyede 300000 kilometreye ulaşabilse de evrensel çapta asla bize yetmeyecek ve karınca misali ilerlemizi sağlayacaktır.

Işık hızını geçemiyorsak biz insanoğlu evreni nasıl keşfedeceğiz? Warp teknolojisi tahmin edilenin aksine bizi ışık hızından daha fazla bir hıza ulaştırabilecek bir teknoloji değil. ” O zaman ne anlamı kaldı bunun Havas?” diyebilirsiniz. Warp teknolojisi ışıktan hızlı olmasa da ışıktan daha hızlı ilerlememizi sağlamakta.

Warp teknolojisinin temelinde ışıktan daha hızlı gitmek vardır. Öne çıkan fotoğrafta görüldüğü gibi yapılacak uzay gemisi iki adet halka benzeri metal ile çevrelenecek ve bu halkalar uzay gemisinin etrafında dönecektir. Bu halkaların dönmesiyle oluşacak elektrik akımları uzay gemisinin etrafında warp köpüğü/balonu oluşturacaktır. Bu oluşturulan warp köpüğü/balonu verilen enerji alanı uzay gemisinin uzayı büktüğü sırada parçalanmasını engellemek amaçlıdır. Warp köpüğünün de dışında bulunan warp motorları uzayı halı gibi bükmekte geminin arka tarafında ise uzayı çarşaf gibi açmaktadır. Kısaca uzay gemisinin önü uzay zamanı sıkıştırmakta arkası ise uzay zamanı genişletmektedir. Bu şekilde uzay gemisi sıfır yer çekiminden dolayı genişleyen uzay zaman dalgası içinde yüzebiliyor. Bunu sörf yapmaya benzetebiliriz. Dalganın üzerinde dengelerini koruyarak dalga hızıyla karaya doğru gelirler. Sörfçü aslında hep olduğu yerdedir. Onu karaya götüren dalgadır.

Uzayı sıkıştırma ve açma etkisinden dolayı uzay zaman bir nevi dalga etkisi yaparak hızımızın 10 katı gitmemiz mümkün oluyor. Uzay gemisi ışık hızından daha hızlı olmayacak ancak üzerinde bulunduğu sıkıştırılan uzay dalgaları ışık hızından daha hızlı olduğundan dolayı uzay gemisi de o hızda yolculuk edebilir. Fiziğe aykırı olmadan temel üst hız sınırını aşmamızı sağladığı için fiziğin hilesi olarak tanımlıyorum.

Yapılan bilimsel çalışmalar sonrasında ortaya atılan teoride antimadde ve maddenin birbirlerine bir füzyon reaktöründe yok etmesiyle ortaya çıkacak enerjiyle Warp 8 hızına ulaşılacağı düşünülüyor. Warp 8 hızı ışık hızının 512 kat daha fazlasına eşit.

Bize en yakın yıldız sistemi Alpha Centauri bize 4,1 ışık yılı uzaklıkta. Warp teknolojisi ile bu yıldız sistemine yaklaşık 5 ayda gidebileceğimiz varsayılıyor. Tabi ışıktan 10 kat hızlı gidersek.

Warp teknolojisinin daha büyük sorunları da var. Bu hıza ulaşmak için harcanacak enerji miktarının Jüpiter büyüklüğünde olması gerekmekte ve bu imkansızdır. Burada bilim adamlarının imdadına evrende bulunduğu iddia edilen egzotik madde yetişiyor. Egzotik maddenin birçok türü vardır. Mesela fiziksel özelliklere sahip kuramsal parçacıklar egzotik madde olabilir. Bu parçacıklar fiziğin temel kurallarına aykırı olan parçacıklardır. En belirgin aykırılığı da negatif kütleye sahip olmalarıdır. Kuramsal parçacıklar egzotik madde olabilir. Örneğin Baryonlar, karanlık madde veya yüksek basınç altındaki sıra dışı madenler. Bunların hepsi bize teknolojik olarak çok uzak.

Gerçekten uzay gemisi yapılır ve gerekli olan enerji de elde edilirse bize 50 ışık yılı uzaklıkta bulunan yıldızlara ve gezegenlere ulaşabiliriz. 50 ışık yılı uzaklığı hala bizim yan komşumuz olarak tabir edebileceğimiz bir uzaklıktır. İçerisinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksimizin büyüklüğü 100000 ışık yılıdır. Galaksimizin içinde bile rahat rahat gezmeyi sağlayamayan bu teknolojiyle başka galaksilere gitmek imkansız. 50 ışık yılı da küçümsenemez. Bu güne kadar keşfedilmiş çoğu kepler ve glisea gezegenleri 50 ışık yılı içinde. Yani warp teknolojisi ile yaşanabilir diğer gezegenlere ulaşabilir ve oralar kolonileştirilebilir.

Diğer büyük bir soruna gelelim. Yolculuk sırasında öne bir engel çıkarsa ne olur? Bu engel bir gezegen, büyük bir astroid vb. olabilir. Dalgalanma sırasında dalgalanmaların yönünü değiştirmek için devasa bir enerji harcamak gerekiyor. Uzay gemisine bu enerjiyi sağlayacak bir teknoloji şuan yok ancak araştırmalar devam ediyor. Bu araştırmalar bu enerjiyi karşılama adına bizim karşımıza takyonları getiriyor. Takyonlar ışıktan daha hızlı gittiklerinden dolayı warp motorlarına gereken enerjiyi sağlayabilir. Ancak teoride olduğu düşünülen varlığı kanıtlanmamış sanal parçacıklar olduklarından dolayı öncelikle takyonları bulmamız gerekiyor. Bu parçacıkları bulduğumuzu farz edersek bu sefer de ışıktan hızlı giden bu parçacıklar evrende bulunan neden-sonuç ilişkisini bozacaktır. Bu parçacıklar yaşanmamış yaşanacak olayların erkenden yaşanmasına neden olabilir deniyor. Einstein’ın teorisine göre ışık hızında zaman duruyor. Takyonlar ışık hızını geçtiklerinden dolayı belki de geçmişe gidilebilir gibi teoriler de ortaya atıldı.

Anlatmış olduğum warp teknolojisinin size yabancı gelmediğinin farkındayım. Yıllar içinde karşımıza çıkmış olan uzay konulu filmler ve dizilerde bize gösterildi. Bu teori daha kanıtlanmamışken nasıl oluyor da bizim karşımıza bu teori çıkabiliyor. Daha bunun gibi nice örnekler var ki zaten size “Korona Virüs Bizi Neye Hazırlıyor?” yazımda biraz bahsetmiştim. İşte bu biraz düşündürücü değil mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir